Kravatlı Çiftçiler Dönüştürüyor

Döviz, borsa, emlak gibi geleneksel yatırım araçlarını hepimiz biliyoruz. Bunlar genelde hızlıca nakde çevrilebilecek enstrümanlar. Bu tür yatırımların ayrıca işletilmesi, sürekli emek harcanması da gerekmiyor üstelik. Yani operasyon maliyetleri yok gibi bir şey. Bunların yanında tarıma, toprağa yatırım yapmak ise bambaşka bir alan.

Hepinizin bildiği gibi ülkemizde son 50 yılda müthiş bir kırsaldan kente göç oldu ve bu hala devam ediyor. Şehirleşme ile birlikte çalışıp para kazanmak ve kazandığınız birikiminizle yatırım yapmak gündelik sohbet konularımızdan. Paramızı eğer sağlamcıysak dövizde, vadeli hesapta, gayrimenkulde değerlendiriyoruz. Biraz heyecanı sevenimiz borsayı da tercih ediyor. Girişimci ruhu olanlarımızın ise bir başka alternatifi veya yönelimi daha var; o da tarıma yatırım yapmak. Evet, bazılarınıza ilginç gelebilir ama şehirliler olarak tarımı, toprağı yeniden keşfettik! Bunda belki de asıl sebep, baştan çıkarıcı teşvikler, “dikili bir ağacım olsun” motivasyonu, “burası benim” diyebileceğiniz bir yerinizin olması, hafta sonları şehirden kaçış mekanı arayışı gibi pek çok neden sayabiliriz.  Şehirde yaşayıp da düzenli kazancı tarım dışından olanlar, işçiler, memurlar, esnaf ve zanaatkarlar, tüccarlar, doktorlar vs. aklınıza hangi meslek gurubu ve insan geliyorsa hepsinden kravatlı çiftçiler var aramızda. Ve bu girişimciler tarımsal üretimimizi, üretim tekniklerini ve tarımsal verimliliği ciddi şekilde dönüştürüyorlar, geliştiriyorlar.

4182898562_cfcf720592_b_wide
Nasıl mı?  En başta girişimcilerimiz aynı zamanda birer yatırımcı. Maddi birikimlerini sadece gayrimenkule değil, aynı zamanda birer “fabrika” olarak gördükleri çiftliklere, meyve bahçelerine, bağlara yatırıyorlar. Sıradan bir köylü çiftçinin kolay kolay gerçekleştiremeyeceği tarımsal dönüşümü sağlıyorlar. Örneğin bir tarım arazisinde domates gibi sebzeleri yetiştiren bir çiftçi arazisini öyle kolay bir şekilde daha fazla gelir getiren kapama kiraz veya ceviz bahçesine dönüştüremez. Bunun için ağaç fidanlarını dikeceksin, düzenli sulayacaksın, 5-8 yıl sonra ufaktan meyvelerini toplamaya başlayacaksın. Yani yıllarca pek bir şey beklemeden dahası sürekli masraf ederek, emek harcayarak karşılığında maddi bir kazanç elde edemeden yıllarını vereceksin. Ama bir “kravatlı çiftçi” bunları pekala yapabilir ve yapıyor da. “Kravatlı çiftçi” için bir tarlayı kapama meyve bahçesine dönüştürmek hem uzun vadeli bir yatırım hem şehirden kaçıp stres atacağı bir uğraş (ki genelde bakım işlerini ücretli olarak yerli köylülere yaptırırsınız), hem de dilediği zaman satarak nakde geçebileceği bir gayrimenkuldür.

apple-farmer-lowres

Kravatlılar tarım arazilerini köylülerden (burada kendi ailelerinin geçimlerini sağlamak için arazilerini işleyenleri kastediyorum) farklı olarak birer “fabrika” olarak görürler. Arazilerinin çevresini tellerle çevirir (ki genelde teşvik almak için ve meyve bahçelerini korumak için zorunluluktur), uygun bir yerine de “fabrika”nın kapısını koyarlar. Genelde bir tarım fabrikasını kurmak yıllar alır, emek ve para gerektirir. Bir meyve bahçesini, domates tarlasını, serayı yani fabrikayı sıfırdan inşa ederler, yatırım yaparlar, zamanlarını harcarlar, fabrika verime geçip ürün aldığınızda artık sizden mutlusu yoktur. Sırada bu ürünleri toplamak, ki başlı başına bir sorundur ve genelde maliyetlidir, ürünü satmak ve paranızı tahsil etmek gelir.  Bu tatlı bir keyiftir. Artık onca yıl harcadığınız para ve emeğinizin nihayet karşılığını almaya başlamışsınızdır.

Tarım “fabrikalarının” endüstriden önemli bir farkı, doğaya, iklim koşullarına fazlasıyla bağımlı olmasıdır. Bir don olayı, aşırı yağışlar, kuraklık gibi durumlarda yatırımınızın ciddi zarar görmesi olasılığı her zaman vardır. Yatırımınızı tüm bu riskleri düşünerek yapmalı, üreteceğiniz “ürünü” ve fabrikanızın yerini doğru seçmelisiniz. Bunlar “kravatlı çiftçilerin” mutlaka bilmesi gereken çok önemli detaylar.

41329

Meyveyi, sebzeyi dalından koparıp yemek şehirde yaşayan bizlere ne kadar çekici geliyorsa, nerede ve nasıl yetiştirildiğini bilmek de gıda kalitesi açısından artık çok önemli. Özellikle kullanılan tarım kimyasalları günümüzde başlı başına bir sorun. Bu bence bizim kendi bahçemizin olmasının ve bizleri pahalıya “organik” tarım ürünlerini almaya iten asıl ve en önemli sebep. Bizzat yaşayarak biliyorum, bir domates, biber, ayva, ahududu, çilek gibi meyve ve sebzeleri hiç tarım ilacı kullanmadan kendi küçük bahçenizde üretebilirsiniz ve o zaman tadının marketten/manavdan aldıklarınızdan ne kadar farklı olabileceğini aslında şaşırmadan fark edeceksiniz. Çevreme baktığımda eşi hamile olanlar, küçük çocuğu olanlar bu konuda özellikle hassas ve iyi kalitede bir tarım ürününe yüksek fiyat vermeye de hazırlar. Bu nedenle organik tarım ülkemizde patlama yaptı. Siz yine de buna bile güvenmiyorsanız, neden kendi bahçeniz olmasın ki?

Peki “kravatlı” çiftçiler için yatırım yapılacak “fabrika”lar neler? Bazılarını aşağıda listelemeye çalıştım. Siz de kendi önerilerinizi yazabilirsiniz.

  1. Kapama meyve bahçeleri kurma: Ceviz, badem,elma, kiraz, narenciye gibi.
  2. Zeytincilik: Özellikle Ege bölgesinde çok popüler.
  3. Üzüm bağı: Genelde şarapçılık amaçlı olarak kuruluyorlar. Son yıllarda butik şarap üreticilerinin sayısının çoğalmasıyla daha nitelikli üzüm bağları kurulmaya başlandı.
  4. Seracılık ve topraksız tarım: Özellikle, domates, salatalık gibi sebzelerin her mevsimde üretilmesini sağlayarak fabrika tanımına çok daha yakın yatırımlar.
  5. Endüstriyel orman kurulumu: Tamamen endüstriyel amaçlı yani kesim amacıyla ağaç yetiştirmek olan endüstriyel ormancılık ülkemizde çok yaygın değil ama aslında yıllardır bu amaçla ağaç yetiştiriyoruz. Tarla kenarlarına diktiğimiz selviler zamanı geldiğinde veya paraya ihtiyaç olduğunda kesilerek gelir elde ediliyor uzun yıllardı. Yine son yıllarda çevreyi koruma, sosyal sorumluluk gibi motivasyonlar olmak üzere endüstriyel ormancılık yaygınlaşmaya başladı. Ülkemizde bu amaçla daha çok Anadolu kavağı (selvi) ve Çin menşeli bir tür olan Pavlonya ağacı yetiştiriliyor ve başta kağıt endüstrisine ham madde temin ediliyor.
  6. Tarla domatesi üretimi: Mevsimsel bir ürün olan tarla domatesi yine getirisi yüksek ama her mevsim üretilemiyor.
  7. Tıbbi ve aromatik bitki üretimi: Kekik, adaçayı, vb. ticari değeri olan bitkilerin üretimi is bir başka yatıım alanı.
  8. Bahçe ve süs bitkileri: Belediyelerin en büyük müşterisi olduğu bir alan.

Bu listeyi daha da uzatabiliriz ama ülkemizde benim bildiğim en yaygın yatırım alanları bunlar. Bu aslında muazzam geniş bir konu. Zamanında şahsen ilgilendiğim hatta ufak çaplı da olsa yatırım yaptığım eski göz bebeğim diyelim 🙂 Daha çok yazı konusu çıkar. Zaman zaman sizlerle paylaşacağım. Mesela devletten 49 yıllığına tamamen ücretsiz olarak tam 3.000.000 metre kare orman arazisi kiralayabileceğinizi ve bunu 6 milyon metre kareye kadar çıkartabileceğinizi biliyor musunuz? Hatta bu bir şey değil, devlet üstüne size neredeyse hibe diyebileceğimiz bir yöntemle kredi veriyor desem? Kiralayacağınız arazide endüstriyel orman ağacı hatta ceviz bile yetiştirebilirsiniz, üstelik (bildiğim kadarıyla) yasal mirasçılarınız 49 yıl sonra bile arazinin sahibi olabiliyor. Yani babadan çocuklara bu kiralama hakkı devredilebiliyor. Aslında bu çok da yeni bir kanun değil ama yanılmıyorsam orman eski bakanı Osman Pepe zamanında epey dillendirilmiş ve popüler olmuştu, ya da ben o zaman duymuştum 🙂 Zamanında bu konuyu da araştırmıştım ama kalan araziler epey uzaktaydı ve bu iş o kadar da kolay değil açıkçası.

İnternette araştırdığınızda kiraz, badem, ceviz, domates, gibi ürünlerin nasıl yetiştirileceğine dair pek çok kaynak bulabilirsiniz. Ağaçlar konusunda ben agaclar.net i arada sırada bakıyorum. Benim bu konuda son favorim kapama ceviz bahçesi kurmaktı. Bunu yapan arkadaşlarım var ve gayet memnunlar.

Hayvancılık ise bambaşka bir konu. Şahsen benim ilgi alanımın dışında. Ama son 2-3 yılda bu alanda da müthiş devlet teşvikleri verildi. Amaç et arzını arttırıp fiyatları kontrol altına almak. Aslında buna da bir bakıma kravatlı çiftçiler eliyle tarımdaki bir sorunu çözme girişimi diyebiliriz. Bu teşviklerden yararlanan arkadaşlarım da oldu. Aslında fırsatlar çok, nereye bakacağınızı bilmek ve istekli olmak önemli.

“Kravatlı” çiftçilik ile ilgili tecrübeleriniz varsa paylaşın lütfen. Başka yazılarda bu konuyu biraz daha detaylı inceleriz.

 

Bir Cevap Yazın